Manşet

15 Ağustos 2010 Pazar

Ölü peri olur mu?


*Sen yalnızca üç benekli beyaz bir kedisin.

Bazen yüzün geliyor gözümün önüne, aynaya kızıyorum. Ligeia’nın ruh gösteren aynasının aynısından istiyorum. Artık kendiminkine güven-miyorum.

Bazen gözün geliyor gözümün önüne, iyi adam olmak konulu konferanslar veriyorsun. İyi kadın olamadığım için kendime küfrediyorum. Melek gibi değilim, hem kanatlarım da yok. Ama ben iyi ağlarım, iyi ağlamak yürek ister. Ama iyi ağlamak iyi yürek istemez, yaşayarak öğreniyorum.

Sana her şeyi anlatmak istiyorum aslında ama neresinden başlasam konusunda etmediğim tereddütü her seferinde, neresinden başlamamı istersin diye yaşıyorum. Hem sonra, başladığım yeri bitirdiğimde hala dinliyor olur musun beni?

Sana ne anlatsam diye ise hiç tereddüt etmedim. Kalabalık olduğumuz zamanları saymazsak –ki iki kişinin yalnızca tek ve asıl yüzlerinin birbirlerine dönük oldukları zamanlar neden bu kadar az oluyor anlamıyorum-…

Biliyor musun ben küçükken sarışın, mavi gözlü olmak isterdim. Sonra büyüyünce fark ettim ki bütün bebeklerim sarışın ve mavi gözlüydü o sıralar. Yani şimdi ben küçükken bebeklerim gibi olmak isterdim, onların dünyasını ben kuruyordum çünkü. Oyuncak dünya, benimle oynama!

Kurmak istediğim internet siteleri oluyor zaman zaman… Ama neden sonra gerçek siteler kurmaya gidiyor aklım, gönüller buluşsun, çardaklar kahkahalarla dolsun. Ama -neden sonra- aklıma geliyor ki bir yanım sitelerden, birbirinin aynısı görünen evlerden nefret ediyor. Güvenlikli bir dairede oturmaya da karşıyım. Hem ben ikizlerden bile korkarım!

Ne neşeli kalabalıklar içindeydik biz diyorum bazen, o zaman her şey yalan geliyordu bana, içinde yaşadığım tek gerçek sanki ilelebet sürecek… Neşeli yalnızlıklar içinde hissediyorum kendimi giderek. İçinde bulunduğum tek gerçek ve ilelebet sürecek. Yeteri kadar mutlu olduğumu hiç sanmıyorum, hem çok sıcak, terliyorum.

Hala kedileri çok sevimli bulmuyorum, kucağına aldığın yavru kedileri saymazsak. Kucağına aldığın kedilere ne oldu? Öldüler mi? Kediler ölür mü? Kediler ölürken özür diler mi?

“Yüzün yüzüme şüphesiz bir gizli geçitti”*

Davullar çalıyor davullar. Davullar çalıyor, uzaktan hoş geliyor mu sana da sesleri? Her davul sesinde bunu düşünüyorum “davulun sesi uzaktan hoş gelir mi, uzaktaki davul sesi hoşuma gidiyor mu gerçekten” diye. Yoksa yalnızca mecaz mı bu. Yoksa bu da yalnızca mecaz mı? Yoksa mecaz mı?

Davullar örften,adetten çalıyor. Davullar uyandırmaya çalıyor birilerini, teknoloji çağındayız değil mi, uyanacak olan saatlerini kuruyor. Ben hiçbir saati duymuyorum ama. Tamamen psikolojik. Bana desen ki kırk gün uyuma, sana yıldızları getireceğim, kırk gün uyumam ama… Hiçbir saati duymuyorum.


Dün gece beni rüyamda atlı kovaladı. Atlının yüzünü görmeye çalıştım ama koşarken arkama bakarsam düşerim diye bakamadım, göremedim, bilemedim. Kendimi kandırmıyorum. Sen de biliyorsun koşarken arkama bakıyorum. O yalnızca rüya.
Çöl güzeldi ama, rüyada çölde koşmak ne anlama gelir araştırmasını sana bırakıyorum. Peri değilim ama ölürken özür dileyeceğim, söz.

*K. İskender: Periler Ölürken Özür diler

Herkese göster : Tweet This ! Share On Facebook ! Share On Google Plus ! Add To Del.icio.us ! Share On Digg ! Share On Reddit ! Share On LinkedIn ! Pin It ! Post To Blogger ! Share On StumbleUpon ! Share On Friend Feed ! Share On MySpace ! Share On Yahoo Buzz ! Get These Share Buttons ! Google Bookmark ! Create PDF And Print Friendly ! Blog Feed !

2 yorum: on "Ölü peri olur mu?"

Mikail Çağlar dedi ki...

Ligeia'nın aynasını bulmana gerek yok sanırım,sen o aynayı zaten bulmuşsun ama farkında değilsin. Çünkü o aynadan yansıyanlar bu hoş yazına serpilmişler...

ceren baykal dedi ki...

hepimiz birer ayna değil miyiz zaten.. çok teşekkür ederim..

Yorum Gönder