Manşet

17 Aralık 2008 Çarşamba

“Düş beni üzerinden, emanet duruyorum”

Kapının ardında yeni bir ilişkinin düğmelerini ilikleyen kadın var. Küçük bir kadının büyük cümleleri bunlar. İlmek ilmek sökülürken hatta sökülmeden bile biri, yeni düğmelerle yeni bir kumaşa bürünüyor öteki. Benim için kalem- kağıt kokusundan ibaret. İzi ise ömür gibi, kömür gibi kara bazen, is kokusu gibi bir iz ömre bırakılan. “Benim sevgimi istemiyosun artık” cümlesinden doğan bir fark ediş. “İstemediğin bir sevgiyi sana verecek değilim”; bakış açımı değiştiren replik, bu da bir fark ediş değil mi?
Özlenen bi tad belki, alkolun genizde bıraktığı tad gibi. “kekremsi” diye bi kelime vardı dimi…
Aldanıyosun! Kurduğum cümleler bana ait değil. Hem ben topluma mal olabilecek adımlar atıyorum artık. Ek iş olarak insan ruhlarını irdeliyorum. Hayattan caydım. Huzurda kaldım. İnsan değişken bir varlıktır diye haykırırken değişmem diye ettiğim yeminler nerde hani. Nasıl yalanmış… öfke.. ey öfke. İsyansız öfke. Zaman zaman hırsını cümlelerden alıyor. Bu yalan değil, bu gerçek. “parmak izimi bıraktım, katilim; üzerinde, yüreğinde..” der bir ses yine. Katil diye bir şarkı hatrımdadır. Bir ayak sesi uzaktaki kadın bile hatırladır. Katiller hep vardır!

Herkese göster : Tweet This ! Share On Facebook ! Share On Google Plus ! Add To Del.icio.us ! Share On Digg ! Share On Reddit ! Share On LinkedIn ! Pin It ! Post To Blogger ! Share On StumbleUpon ! Share On Friend Feed ! Share On MySpace ! Share On Yahoo Buzz ! Get These Share Buttons ! Google Bookmark ! Create PDF And Print Friendly ! Blog Feed !

Yorum Gönder