Manşet

5 Nisan 2007 Perşembe

ÇIĞLIK
bir cenin nasıl çığlıklar atmış olmalı ki,bu şehir duydu.
bir şehir nasıl çığlıklar atmış olmalı ki,bu cenin duydu.
ve dünyaya geldiği ilk anda ağlamaya başladı.
viyak viyak...
bu cenin yaşamayı öğrendi sonra.
ve öğrenmeye başladığı ilk şey ağlamak oldu.
bu şehirde oldu.
bebek doğduğu ilk anda ağlamaya başladı ama
mutluluk mu bu dünyaya gelmiş olmaya,
hüzün mü dünyada kalacak olmaya,
kimse bilmedi;
hem merak da etmedi.
hem belki nefessiz kaldığı her anda bu şehirden kaçmanın hayallerini kurdu.
yüriyim de gidiyim burdan,
bir an önce gidiyim.
bebek büyüdü,önce yürümeye,sonra koşmaya başladı.
meraklı zamanlar yaşadı,
merakı bazen başına iş açtı,bzense çok işine yaradı.
gözleri düşmanca ve dostça bakmamaya başladı.
bakmayı öğrendi,bakışmayı öğrendi.
zaman zaman anne karnında kurduğu hayalleri düşündü.
sonra unuttu.
sonra hatırladı.
sonra yine unuttu.
ve sonra aşkı tattı bebek.
o ilk anda duyduğu çığlıkları çift kişilik bir bakışta buldu.
ve çığlıklarının anlam bulduğu bu yüzde o şehri sevmeye başladı.
o şehre tutuldu.
o şehirde tutuldu.
öfkesinde sığındığı,kaçmak isterken kaçamadığı,içini içine sığdıramadığı anlarda
içine sığındığı bu şehirde kendini buldu.
derken başka bir cenin oluştu bu şehirde.
sonra o da bu şehirde doğdu.
gelip gidenler,görenler göremeyenler
tanık oldular aynı kısırdöngüye.
gülümseyip geçtiler yanlarından.
bu şehirde oldu.

Herkese göster : Tweet This ! Share On Facebook ! Share On Google Plus ! Add To Del.icio.us ! Share On Digg ! Share On Reddit ! Share On LinkedIn ! Pin It ! Post To Blogger ! Share On StumbleUpon ! Share On Friend Feed ! Share On MySpace ! Share On Yahoo Buzz ! Get These Share Buttons ! Google Bookmark ! Create PDF And Print Friendly ! Blog Feed !

Yorum Gönder